-
Saynur ÖZKAFA
Tarih: 20-05-2024 11:18:00
Güncelleme: 20-05-2024 11:18:00
GERİDE bıraktığımız haftanın son günü, yani 12 Mayıs Pazar günü, Anneler Günüydü. Bu yüzden daha da anlam kazanacak olan ve 20 yaşında cephede donarak şehit düşen Şerife Bacı’nın kısacık hayat öyküsünü sizlerle paylaşmak istedim.
Daha 16 yaşında iken köyün bir delikanlısı ile nikâhlamışlardı. Gariban bir ailenin fakir kızıydı; itiraz edecek, gönlünün düşmediği bu evliliği reddedecek durumda değildi.
Evlendirdiler evlendirmesine de daha 4 ay ya dolmuştu ya da dolmamıştı ki, askere aldılar kocasını…
Gidenin geri gelmediği yıllardı, o da dul kalan binlerce, on binlerce genç kadından sadece biri olmuştu.
Bu kez de savaşta bir bacağını, bir gözünü kaybeden Topal Yusuf’la everdiler o genç kadını; buna da itiraz edemedi.
Yaşıtı değildi, mutlu da değildi. Bu da zoraki bir evlilikti.
Bu evlilikten birkaç yıl sonra seferberlik başlamıştı ülke genelinde. Zira mahallede genç delikanlılar farklı cephelere akın etmeye başlamıştı.
Kadınlar ve genç kızlar da arka planda yardımcı oluyordu ordumuza.
Cepheye mühimmat taşıyorlardı...
Çamaşır yıkıyorlardı…
Patates ve soğan doğruyorlardı…
Hamur yoğuruyorlardı, aş pişiriyorlardı…
Onlar, Nene Hatunların, Nezahat Onbaşıların, Gördesli Makbulelerin, Kara Fatmaların torunlarıydı; boş durmak hiç yakışmazdı, ölüm kalım meselesinin olduğu bu günlerdi.
BİR MÜCADELE BAŞLADI Kİ…
Ayşeler, Fatmalar, Fadimeler, Emineler, Yıldızlar, Türkanlar, Sultanlar, Baharlar, Sevgiler, Aynurlar ve Ahular…
Her biri de ellerinden geleni yapmak için, vatan toprağına namert elinin değmemesi için çırpınıyordu o yıllarda.
15’lilerin cepheye koştuğu, her karış toprağın şehit kanıyla sulandığı yıllardı.
İngilizler, Fransızların, İtalyanların, Yunanlıların, Rusların ve dahi Anzakların çok uzaklardan gelerek yurdumuzu parçalamaya çalıştığı yıllardı.
Yaşlı annelerin, babaların öz evlatlarını, dönmeyeceğini ve bir daha yüzlerini göremeyeceklerini bile bile cephelere yolladığı, Allah’a emanet ettiği yıllardı.
ANNELER NE YİĞİTLER DOĞURMUŞ!
Edirne’den Kars’a, Trabzon’dan Mersin’e, İzmir’den Van’a vatan savunmasına koşulan yıllardı.
Şahin Beyler, Sütçü İmamlar, Yörük Aliler, Yahya Çavuşlar, Seyit Onbaşılar, İpsiz Recepler, Mehmet Çavuşlar, Halime Çavuşlar, Nezahat Onbaşılar, Kara Fatmalar, Tayyar Ramiyeler…
Yurdun her yeri düşman işgali altında alev alevdi ama Kastamonu müthiş bir kara kış yaşıyordu o aylarda.
Tarihler 1921 yılının başlarını gösteriyordu. Ve o gün Ankara’dan bir haber geldi.
İnebolu’ya getirilen silah, top ve cephanelerin Kastamonu üzerinden Mustafa Kemal ve silah arkadaşlarına ulaştırılması gerekiyordu.
Köyde yetişkin delikanlı kalmadığı için bu görev onlara düşüyordu.
AYAĞI ÖPÜLESİ KADINLARIMIZ
Görev kadınlarındı…
İşte bu kadınlardan biri de ŞERİFE BACI’dır…
Bebeği Sıdıka henüz 6-7 aylıktı…
Köyde bırakamazdı; kim bakacaktı biricik yavrusuna?
Kucağına aldı Sıdıka’yı ve çıktı kağnı ile yola…
Mevsim kıştı. Kışın da en soğuk zemherisi…
Hani, soğuğun bile üşüdüğü günlerdi dense, yeridir.
Şerife’ye bir araba dolusu silahı öküz arabasıyla yaklaşık 50 kilometre uzaktaki ordu karargahına götürme görevi verilmişti. Sadece Şerife’ye değil, onlarca öküz arabası, silah taşıyordu cepheye.
Müthiş bir tipi…
Göz gözü görmüyordu…
Kara öküzler inat ediyor, arada bir kara batıyor ve yorgunluktan yatıyordu.
Şerife Bacı, ara ara konvoyun gerisinde kalıyor, bebeği Sıdıka’yı emziriyor, sonra önündeki kağnılara yetişmek için karla, soğukla mücadele ede ede ilerliyordu.
Bir ara çok üşüdü.
Yolun büyük bir kısmı geride kalmıştı.
Öküzler de oldukça yorulmuştu.
Bir şeyle ters gidiyordu onun için… Biraz soluklanmaları için dizginleri gevşetti. Sonra kucağındaki çocuğunu olanca sütüyle iyice emzirdi…
ÜŞÜYEN GÖVDESİNİ SİPER ETTİ!
Doya doya sarıldı, kokladı, içine çekti. Ve bebeğini, silahların altındaki otların üzerine yatırdı. Kendi de üzerine kapaklandı; siper etti üşüyen bedenini…
Sırtındaki battaniye benzeri bez parçasını ıslanmasın diye silahların üzerine kaydırınca, soğuk daha da işledi yorgun bedenine.
Daha sonra bir daha kalkamadı…
Derin bir uykuya daldı Şerife Bacı…
Önden giden kağnılar Kastamonu’ya varmıştı. Sayım yapıldı, lakin bir tanesi eksikti.
Geriye doğru koştu askerler… Tipinin kapattığı yolda bir karartı gördüler. Kağnıya bağlı öküzler, ağır ağır ilerliyordu.
Sırtındaki battaniyeyi silahların üzerine örtmüş bir kadın, yüzüstü yatıyordu.
Ters çevirdiler…
Kaskatı kesilmişti… Donmuştu…
Askerler de bu manzara karşısında ağlıyordu.
Kendisini feda etmişti Şerife Bacı, yavrusu ve cephane için…
BEDENİNİ KARDAN GELİNLİK KUŞATMIŞTI
Yavrusu Sıdıka hayata tutunmuştu ancak bu yiğit Anadolu kadını, daha 20’sinde vatan için, bayrak için, namus için, Türk Milleti için şehadet şerbeti içmişti.
Üzerindeki kar, onun giyemediği gelinliği oldu ve öyle vardı Allah’ın huzuruna…
İstiklal Harbini kazanacağımızın en büyük delili işte askerlerin önünde sessizce yatan biri ölü, diğeri diri bu iki candır.
Kutsal iki varlık ve benzerleridir…
Biri, kısacak hayatını milletine adamış genç bir anne Şerife Bacı, diğeri, yarının anne adayı Sıdıka bebek…
Dünyada bir eşi bir benzeri bulunmayan ana; Türk Anasıdır…
Bazen Şerife Bacı, bazen Nene Hatun, bazen Nezahat Onbaşı, bazen Zübeyde Hanım’dır…
Ola ki düşerse yolunuz Kastamonu’nun, Seydiler ilçesinin Satı köyüne…
Uğrayın mutlaka Şerife Bacı’nın mezarına…
Dua edin, okuyun bir Fatiha ruhuna…
TÜM ZAFERERDE ANA GÖZYAŞI!
Elde edilen zaferlerde, canı pahasına silahları koruyan Şerife Bacı’nın da payı vardı elbette… İşte bu kahraman Türk kızının adı ŞERİFE BACI idi…
Evet…
O, bir asil Türk kadını…
O, bir anne…
O, Şerife Bacı…
Kastamonu’nun Seydiler ilçesi, Satı köyünden…
Fakat ülkesi için, vatanı ve namusu için canını seve seve feda edebilecek kadar cesur yürekli bir kadındı o.
ŞERİFE BACI nezdinde tüm annelerin anneler gününü bir kez daha tebrik ediyorum.
ANLAMLI SÖZ
“Ölüm bize ne uzak ne yakın bize ölüm…
Ölümsüzlüğü tattık; ne yapsın bize ölüm…”
ADİL ERDEM BEYAZIT
****************
- SEZAR, İSKENDER, NAPOLYON AYAĞA KALKIN!
- CUMHURİYET, İYİ Kİ VARSIN!
- MESLEK LİSELERİNİN ÖNEMİ
- Hani Özlenir Ya İnsan!
- Kimseye Etmem Şikâyet!
- Pollyanna Sizi Kıskansın!
- Çocuklarla Birlikte Büyüyor!
- Bahar Geldi Dağlarına Memleketimin!
- Hayat, Ümidin Varsa Güzeldir!
- 18 Mart Türk’ün Şahlanışı
- İşgal Altında Kalan Aşk!
- Hayalsiz Yaşayamam!