beylikdüzü escort beylikdüzü escort beylikdüzü escort bayan beylikdüzü escort bayan escort beylikdüzü beylikdüzü escort

içerik yükleniyor...Yüklenme süresi bağlantı hızınıza bağlıdır!

İşgal Altında Kalan Aşk!

İSTANBUL, 13 Kasım 1918 ile 4 Ekim 1923 yılları arasında işgal altında kaldı.

Ağırlıklı olarak İngiliz, Fransız, İtalyan ve Yunanlılardan oluşan düşman güçleri, bu dünya kentini 4 yıl 10 ay 23 gün işgal altında tuttu.

İşgalin son bulmasıyla, tüm düşman unsurları, 4 Ekim 1923 tarihinde Dolmabahçe Sarayı önünde düzenlenen bir törenle Türk Bayrağını selamlayarak tıpış tıpış şehri terk etti.

Başkomutan Gazi Mustafa Kemal Paşa onlar için, “Geldikleri gibi giderler” diyordu; öyle de oldu.

Hikâyemiz işte bu işgal yıllarında başladı.

Hikâyenin kahramanları ise bir sağlıkçı hemşire Neriman Hanım ile genç ve idealist bir avukat Cüneyt Bey… İşgal yıllarında, sonu gelmeyen bir aşk hikayesi bu iki genç arasında filizlenmişti.

Neriman alımlı, gösterişli, yaşından daha olgun görünen akıllı bir kızdı. Gönlünün efendisini bulmuş, yarınları düşlüyor; türlü hayaller kuruyordu.

Cüneyt Bey ise Hukuk Fakültesinden yeni mezun olmuş, karınca kararınca mesleğini icra etmeye çalışıyordu.

BU AŞKA ENGELLER ÇIKTI!

Neriman Hanım, durumu ailesine açmış, anne ve babasından, sonu evliliğe doğru uzanan bu sevdaya “yeşil ışık” yakmalarını istiyordu.

Neriman’ın babası, “Peki, kızım… Hayat senin lâkin, ben bir damat adayını araştırayım” diye görüşünü ortaya koydu.

O günden hemen sonra, sordu soruşturdu; bir tanıyan aradı uzun süre. Sonra birileri kulağına bir şeyler fısıldadı;

“Senin damat adayın var ya, günün belli saatlerinde tabut taşıyor! Avukat falan değil. Ondan sana damat olmaz.”

Baba telaşlanır ve o da takibe alır genç delikanlıyı… Gerçekte günün belli saatlerinde bir tabuta sırt vermiş görür damat adayını… Ve bu olay her gün birkaç kez tekrarlanır.

Baba eve geldiği zaman bu durumu kızı Neriman’a anlatır:

“Bu iş olmaz kızım! Sana kendini avukat diye tanıtan o delikanlı her gün tabut taşıyor. Gözlerimle gördüm!”

Bu gönül yolculuğu filizlenmeden, böyle sonlanır.

Karşılıklı duyulan sevgilerin can suyu kesilir; sevdalar kalplere gömülür.

YILLAR SONRA BEYOĞLU SOKAKLARINDA

Aradan yıllar geçmiştir. Neriman Hanım bir başkasıyla evlenmiş, hatta bu evliliklerinden bir de çocukları olmuştur.

Bir gün beş yaşındaki çocuğuyla Beyoğlu’nun dar sokaklarında dolaşırken karşılaşır gençlik aşkı Cüneyt Bey’le… Ne de olsa eski sevdalısıdır; selam vermeden geçemez:

“Nasılsın Cüneyt Bey, neler yapıyorsun?”

“Ne yapayım, mesleğim avukatlık… Yıllar önce sana söylemiştim. Şu karşıdaki avukatlık bürosunda çalışıyorum!”

Neriman çok şaşırmıştır bu cevaba;

“Pekiyi avukattın da yıllar önce o tabutları niçin taşıyordun?”

Cüneyt Bey’in gözleri parladı, eski yıllara gitti bir an; cümleleri titreyerek döküldü dudaklarından:

“Biliyorsun o yıllarda İstanbul’umuz işgal altındaydı. Ben ise günün belli saatlerinde burada avukatlık yapıyor, belli zamanlarında ise o taşıdığım tabutların içinde cenaze değil, belli noktalara silah götürüyordum. Yani, arkadaşlarımla birlikte, işgal kuvvetlerini böyle atlatıyorduk!”

“Öyle mi, neler diyorsun!?”

SIRLAR, ÇÖZÜLMEYİ BEKLER!

Yıllar önce bir yanlış anlama, bu iki gencin hayatlarında önemli bir kırılmaya neden olmuştu. Daha doğrusu işgal altında aşk, başlamadan bitmişti.

Neriman’ın gönlünde hicran, göz pınarlarında yaş ve elindeki beş yaşındaki çocuğuyla daldı Beyoğlu’nun sokaklarına.

O günden sonra, gönlünde, yaşamında, hayatının her safhasında hep bir şeylerin yarım olduğu hissiyle yaşadı Neriman Hanım.

Aslında “hayat” denen bu yolda, hiçbir şey görüldüğü gibi olmuyor bazen.

Bazen güzellikler keşfedilmeyi bekliyor…

En büyük sır; çözülmeyi bekliyor…

En güzel söz; söylenmeyi bekliyor…

Aslında yaşamın her alanında saklı bulunan bu güzellikleri, saklandıkları yerden çıkarmak da her zaman bizlere kalıyor.

Kalın sağlıcakla…

 

**************

ANLAMLI SÖZ

Mutlu olmayı yarına bırakmak, karşıya geçmek için nehrin durmasını beklemeye benzer… Ve bilirsiniz, o nehir asla durmaz ve sonsuza kadar akar gider.”

GRANGE

**************

 

Bu yazı 8825 defa okunmuştur.
YAZARIN DİĞER YAZILARI
FACEBOOK YORUM
Yorum