-
Saynur ÖZKAFA
Tarih: 15-04-2024 09:48:00
Güncelleme: 15-04-2024 09:48:00
BİLDİĞİNİZ gibi cemre, sırasıyla havaya, suya ve toprağa düşerek baharı derin uykusundan uyandırır.
Aslında bu uyanışta tahmin edemeyeceğimiz kadar derinlikler vardır.
Sanki yaşam, durduğu yerden yeniden başlıyor gibi gelir insana. Güller açılır, kokular saçılır. Adeta, güzelliğe, ümide, sevgiye ve aşka davet eder.
Her canlı, payına düşeni alır bu uyanıştan.
Dedik ya, zenginlikleri çoktur baharın.
En başta kuşların cıvıltısını işitirsiniz. Bin bir name ile eşlerini ararlar. Yeni bir yuva ve aile için olmadık cilveler sergilerler dikkat çekmek için…
Ağaçların, her türlü bitki örtüsünün dalında, asmasında, duldasında bir başka bahar hazırlığı yaşanır.
Karıncalar derin uykusundan uyanır. Kış boyunca sığındıkları yuvalarının kapılarını tekrar açarlar bahara, gün ışığına çıkarlar. Onlarda daha farklı bir telaş başlar. Hem boşalan ambarlarını dolduracak hem de yeni doğacak karıncaların yumurtalarını bir kuyumcu titizliğiyle sarıp, sarmalayacak.
Baharın uyandığını en başta kuşlardan, sonra da karıncalardan öğrenirsiniz.
KELEBEĞİN KISAICIK ÖMRÜ
Bahar hazırlığında, cemrenin düşmesi, canlıların ve habitatın uyanmasının en güzel örnekleri kelebeklerde yaşanır.
Kelebeğin ömrünün çok kısa olduğunu bilirsiniz. Önce bir larva olarak başlar, sonra bu larva, tıpkı bir ipek böceği gibi kendisine bir yuva örer. Girer içine ve belli bir süre uykuya dalar. Öyle bir vücut saati vardır ki, bu saat, vakti geldiğinde onu uyandırır ve saklı bulunduğu yuvasından bir pencere açtırır.
Ve bir anda kelebeğe dönüşür ve kanatlanır. Sonra salınır doğaya. Çiçekten çiçeğe, daldan dala inişli çıkışlı bir yol takip eder kelebekler.
Zariftirler… Naiftirler… Naziktirler… Sevimlidirler…
İnsanlara hiçbir zararı dokunmadığı gibi, meyvelerin tozlaşmasına katkıda bulunup, aşkı ve sevgiyi sembol ederler.
Ne yazık ki, bu tabiatın olmazsa olmazları kelebekler, bu şatafatlı ve bu görkemli güzelliklerine oranla çok kısa yaşar.
Hani insanın, “Bu kadar kısa bir ömre, bu kadar telaş ve çaba niye?” diye sorası geliyor.
BUNDAN DERSLER ÇIKARMALIYIZ
Baharla birlikte uyanan, rengiyle, uçuşuyla adeta dans ederek insanların ruhunu okşayan ve fakat bu görkemli yaşamı birkaç gün süren bir kelebek, ümitlerimizi ve yaşam gücümüzü her zaman harlaması gerekir.
Bu şirin canlı, birkaç günlük bir ömür için, daldan dala, çiçekten çiçeğe koşuyor, kendine bir eş buluyor ve neslini devam ettirme dürtüsü içinde olabiliyorsa bir insan, yıllar ve yıllar süren yaşamı boyunca neler yapmayabilir ki?
Havada kırlangıçlar, kuşlar…
Uyanan toprakta börtü böcek…
Dağları bir urba gibi kaplayan bitkilerde bir uyanış…
Eriyen karların, nehirleri, dereleri ve ırmakları coşturması…
Çağlayanların büyük bir uğultu ile desibelini yükseltmesi, taşıdığı suyu köpürtmesi…
Meyvelerin çiçeğe durması…
Bir mevsim boyu başını eğen ve bulutların arkasına saklanan güneşin, diklenmesi, başımıza taç olması… Yolumuzu aydınlatması, gönlümüzü ısıtması…
Yeni doğan bir kuzunun, daha fazla süt alabilmesi için annesinin memesine başı ile toslaması…
PENCEREDEN BAK, OLANI BİTENİ İZLE!
Baharla birlikte insanlar da içlerindeki kasveti atmalı. Evinin tabiata açılan penceresinden tüm bu olanları izleyen bir çift göz; gördüklerini hafızasına taşıyor ve olanlar karşısında geleceğe yeni ümitler ve yeni adımlar atmanın gayreti içinde buluyor kendini.
Bak cemreler düşmüş. Hava, su ve toprak tüm canlılara renkli ve cıvıl cıvıl bir yaşam sunmaya hazırlanıyor.
Radyonun düğmesine bas… Türkülerle, şarkılarla karşıla baharı…
Müziğin notaları, dışarıdaki kuş seslerine karışsın. Uçuşan kelebekler, cıvıldaşan kuşlar, yuvalarını açan karıncalar, baharla birlikte uyanan börtü böceğin telaşı, bırak gönlüne güzel duygular taşısın.
Genç yürekler, genç yaşamlar da elbet bu döngüden nasibini almalı.
Esen bahar rüzgârları, duyguları coşturmalı, ümitleri tazelemeli.
Evet bahar uyanıyor. Tabiat yine yeşil urbasını giyiniyor.
Bağrındaki tüm canlılar, yeni bir yaşamın kapılarını aralıyor.
Biz insanlara ise bu güzellikler karşısında sadece yaşam arzumuzu tazelemek, kendimizi resetlemek kalıyor.
Bırakın tabiat uyansın.
Bırakın hayat, kendi güzelliği içinde yolunu bulsun.
Bakın, bayrak şairimiz Arif Nihat Asya nasıl anlatmış baharı:
Çocuk, çok sevdi ağacı...
Verirdi ona, her kış
Çiçekleri olaydı!
Ağaç, çok sevdi çocuğu...
Öperdi altın saçlarından
Dudakları olaydı!
Ve ona öptürmek için…
Eğilirdi yerlere kadar;
Yanakları olaydı!
Dökerdi önüne hepsini…
Gümüşten, altından, sedeften
Oyuncakları olaydı!
Ve çocuk gittikten sonra,
Böyle kalır mıydı ağaç?
Ne olurdu onun da
Bacakları olaydı,
Ayakları olaydı!
****************
ANLAMLI SÖZ
“İlkbahar gibi bir mevsimi olan bu dünya, üzerinde yaşanmaya değer… Ne olursa olsun…”
SABAHATTİN ALİ
*****************
- SEZAR, İSKENDER, NAPOLYON AYAĞA KALKIN!
- CUMHURİYET, İYİ Kİ VARSIN!
- MESLEK LİSELERİNİN ÖNEMİ
- Hani Özlenir Ya İnsan!
- Kimseye Etmem Şikâyet!
- O DA BİR ANNEYDİ!
- Pollyanna Sizi Kıskansın!
- Çocuklarla Birlikte Büyüyor!
- Hayat, Ümidin Varsa Güzeldir!
- 18 Mart Türk’ün Şahlanışı
- İşgal Altında Kalan Aşk!
- Hayalsiz Yaşayamam!